Kadın olmanın dayanılmaz ağırlığı...


27.12.2014


Kadın olmak ayrıcalık...

Kadın ses’tir duyulmayı, kadın göz'dür bakılmayı, kadın el'dir tutulmayı, kadın saç'tır okşanmayı, kadın giz'dir saklanmayı, kadın su'dur yudum yudum tadılmayı bekler!

Ülkemizde birçok kadın, kadınlığını hissedip yaşayamadan anne oluyor. Kadınların çoğu için cinsellik evlilikle birlikte başlıyor. Toplumumuzda, evlenecek kadının toplum içindeki değeri cinsel deneyimsizliğiyle belirleniyor ve “bakirelik” kutsanıyor.

Kız çocukları yetiştirilirken, cinselliğin erkeklere özgü olduğu, sadece erkeğin zevk aldığı, kadın için çoğu zaman mide bulandırıcı, acı veren ama evliliğin devam etmesi ve anne olmak için yerine getirilmesi gereken bir “kadınlık görevi” olduğu öğretiliyor. Aile ve toplum baskısı, cinsellikle ilgili yanlış inanışlar, cinsel eğitimin yetersizliği, cinselliğin ayıp, günah veya yasak olarak kabul edilmesi nedeniyle, kadınlarımız cinsellik hakkında yeterince bilgi sahibi olamıyor. 

Evleninceye kadar cinselliği hiç bilmeyen veya çoğu zaman yaşamayan kızlarımız, evlilikle birlikte cinsel hayata başlıyor. Çoğu zaman yatakta aktif olan erkek oluyor, ilişkinin uzunluğunu, kısalığını, tarzını erkek belirliyor, erkek isterse sevişiliyor istemezse sevişilmiyor, kadın da erkeğin isteklerine uyum gösterebilmeyi mutlu bir cinsellik göstergesi olarak algılamaya başlıyor. Bu da bir kadın olarak cinselliği bir hak ve haz kaynağı olarak görme sürecini sekteye uğratıyor ve “Kadın doğulmaz kadın olunur!”sözünün içini boşaltıyor.

Cinselliği hak ettiğine inanan ve rahat bir şekilde yaşayan olgun bir kadın olmadan, anne olmak yani erkenden çocuk sahibi olmak kadınlarımızın en dayanılmaz ve acı veren açmazlarından biri… Bir kadın gerçekten kendi bedenini ve eşinin bedenini tanıyıp, keşfedip, rahat ve gevşemiş bir halde, cinsel haz alıp haz verebilecek bir seviyeye gelmek için en az 3 yıla ihtiyaç duyuyor. Çünkü “seks yapmak, boşalmak ve orgazm olmak” öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir davranış.

3 yıldan önce, erken bir hamilelik yaşayan her kadın daha tam anlamıyla olgun bir kadın olmadan anne olmak zorunda kalıyor, bu da mutsuz ve tatmin olamayan kadın sayısının hızla artmasına yol açıyor, mutsuz aileler kurulmasına neden oluyor, geleceğimizi karartıyor. Ayrıca evliliklerde ilk 3 yıl çok önemli… Bu süre çiftin cinsellik dışında diğer konularda da bir uyuma gelebilmesi için genellikle yeterli oluyor. Bu nedenle yeni evlenen çiftlere “Tam olarak olgun bir kadın olmadan anne olmamak için en az 3 yıl çocuk yapmayın!” önerisinde bulunuluyor. Dolayısıyla kadın olmak ayrıcalık. Ama anne olmak kadın olmanın bir başka ayrıcalığı…

Fikret Turhan’ın dediği gibi “Kadın ses’tir duyulmayı, kadın göz'dür bakılmayı, kadın el'dir tutulmayı, kadın saç'tır okşanmayı, kadın giz'dir saklanmayı, kadın su'dur yudum yudum tadılmayı bekler!” 

Ancak tüm bunları beklemeden önce kadınlarımız önce kendilerini keşfetmeli, kendilerine değer vermeli, kendilerini önemsemeli, daha sonra bir aile olmayı hedeflemelidirler…

Facebook


Twitter